1930'lu ve 40'lı yıllarda big band caz orkestralarında davulcular genellikle arka planda kalırdı. Gene Krupa, Benny Goodman Orkestrası'ndaki performanslarıyla bu algıyı kökten değiştirdi. "Sing, Sing, Sing" parçasındaki tom-tom temelli girişi, davulun bir solist gibi öne çıkabileceğini kanıtladı ve caz tarihinde bir dönüm noktası oldu.
Krupa'nın önemi sadece sahne performansıyla sınırlı değildir. Kendisi, standart davul setinin modern konfigürasyonunun (bas davul, snare, tom-tom'lar, hi-hat ve zil düzeni) yaygınlaşmasında da etkili olmuştur. Ayrıca ilk kez kendi adına patentli davul derisi ve ekipman tasarımlarıyla da anılır.
Genç davulculara Krupa'dan öğretilecek en değerli ders, ritmin görsel ve fiziksel bir performans olduğu kadar müzikal bir ifade de olduğudur. Krupa, vuruşlarını sahne üzerinde adeta koreografik bir dille sunar, bu da onu sadece bir müzisyen değil bir performans sanatçısı haline getirirdi.
Davul kursu programımızda öğrencilere tom-tom geçişleri ve dinamik kontrastlar üzerine çalışmalar yaptırılırken, Krupa'nın "az ile çok şey anlatma" felsefesi de örnek olarak sunulmaktadır.